yorgun çocukluğumun ve bitkin gençliğimin arasında sıkışıp kaldıgım bir günün tam ortasında yaşananların bir sonu olmalı düşüncelerinin uçurum kenarındayım.
gelgitler içinde düşüyorum kendimden,
benliğimin kayıp saatlerinde; içimdeki faali meçhul cinayeti aramaya koyuldugumda kendi suretimi görüyorum.
korkuyorum kendimden ve aynadaki yüzümde...
günlerim olabildiğince yorgun ve argın hani biraz da sıkkın benden..
beynim hükmediyor zannedip işlediğim sucların cezasını çekiyorum kendimde
tetiği çeken duygularımın arsızlıgı yakıyor iç dünyamı
yalnızlıgımı tamamlama istegi ile cıktıgım bu yolda calınan sarkı sözleri arasında satır sonu oluyorum.
bugüne dek yetiştirdigim gülücüklerin surat asıklığı ve duygularımın vurdumduymazlıgı serce parmaklarıma kadar işliyor.
bugün cümlelerimden söz aldım ; agzımdan düşürdüklerim agıt kokmayacak..
bazen düşünüyorum ben mi yazıyorum bunları diye.
bir de yakışıksız ve kifayetsiz duruşuma bakıyorum.
tam bir arabeskim.
gec kalınmıslık kokuyor artık nefesim..
yaralı da bir gülüşe sahibim zaten
suratımdan düşen bin parçam,
kelimelerimde her zaman ki gibi zıkkım.
İSMET BAYGIN.